24.3 C
Çanakkale
Pazar, Eylül 12, 2021

Hepimizin bir süper gücü var.

Motor kullanıyoruz. Makinelerimiz canlarımız. İsimleri, kimlikleri var onların. Kimisi Yakışıklısı, kimisi Minesi, kimisi bir tanesi, can yoldaşı. Bu kadar mı? Tabi ki hayır! Kırmızı kelebek, hacı, Karaoğlan…. Daha niceleri.

Çanakkale’nin efsabe çay yapan yerlerini biliriz. Masada bizim motorların anahtarları, gurur duyarsın… “-Anahtar bu, nedir!” demeyin. Valla bir anahtar, anahtarlık adabı var. Ben gördüm. Bazı arkadaşların bu anahtarlarına dokunamazsın. Parmağın değsin, sanki etinden et kopuyor vatandaşın!

– Dokunma onnaaağğğğğğğğyyyyy!!!

O bir anahtar mı hala sizin için? Değil ki. Bence değil.

Hadi kolaysa bir anahtara dokunmaya çalış. Ya da bir motora dokun falan, bak yaaa, sadece bak. Umarım sahibi yakında değildir.

Aşkla bakıyorum bir taneme. Gözümün gördüğü yere park ediyorum. Rahat yatağımda uyurken, yerinde mi diye uykularımı bölüyorum. Tuhaf bir şekilde bağlandım.

Yani diyeceğim o ki, BİR TANEM olmadan, bu hayatın anlamı çok eksik BENİM için. Yani işte, o olmadan hayat beni kesinlikle yaşlı gösteriyor.

Tam da aradığım buymuş. Karaoğlan’la tanıştıktan sonra, bu yakışıklı neyime yetmiyor diye düşündüm. Mevsim rüzgarlarını bana daha iyi kim hissettirebilirdi? Ve aslında, onunla tanışana dek kimin beni daha mutlu hissettireceğini bilmiyordum.

Akşam bir arkadaşın doğum günüydü.

-Haydi kutlayalım mı? Olur bence. Zaten arkadaş pek sevmez iyi ki doğdun muhabbetini. Olsun yaa, utansın, kızarsın hergele. İşte evet, evet kutlayalım (-_-)

Karar verildi. Mine, Kırmızı Kelebek, Bir tanesi ve ….. toplandık. Masaya mütevazi bir pastacık geldi, minicik. Ben çay söyledim. Sadece çay. Çay dediğin neydi? Cam bir ince belli değil miydi? Hayat orda bana burjuvaymışım gibi davrandı. Bir tepsi, küçük bir bardak içinde papatya, paket içinde bisküvi, bir su var ama içinde elma falan dilimlemişler. Aaaaa, çayı da gördüm orada evet, evet çay da var şükürler olsun. Eeeee dedim, bu çay 30 lira vardır arkadaşlar. Bu ne demek oluyor… Bu duruma duygu durumum biraz sarsıldı. Ama Mine var, bana bakıyor. Göz göze geldik, geçti sonra. Karnı acıkmış Mine’nin, benzincide duydum. İyice bir doyuralım dedim. Ama söz konusu Mine, paranın asla önemi yok.

– Afiyet olsun Mine’cim… Hep bana haber ver, olur mu canını bir şey istediğinde. Sevdim onu. Terk ettik restoranı.

Bir yerden başlamalıydım. Bir toplantıya gittim. Ahhh şu güzel çarşambalar. Şimdiden 5-6 kişiyle tanıştım, bana güzel tavsiyelerde bulundular. Bir çok kişinin heyecanını uzaktan seyrettim. Anladım ki, sevince güzel seviyorlar. O kadar izledim de, hiçbir motorun sahibine “Hadi, hadi git başımdan. Ben sana göre değilim, daha iyisine layıksın” dediğini duymadım. Öyle sadık ki iki gözümüzün çiçekleri, öyle bize göreler ki… Bütün zor zamanlarda önce motorlarla kucaklaşıldı çünkü…

Bir gün sizde gelsenize, çay %50 indirimli, hem de tanışırız.

Tanırsınız bizim Karaoğlanı. Rüzgarı öğreten ruh o…

Mineyl

İlgili Yazılar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

226BeğenenlerBeğen
2,548TakipçilerTakip Et
186TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

Mesaj Gönder
Whatsapp'tan Mesaj Atın